İlişkide Aşk mı Sevgi mi?

İlişkide aşk mı, sevgi mi yoksa her ikisi birden mi olmalı?

Bu sorunun cevabı o kadar karmaşık ki tek bir yanıtı yok. İşin içine çekim, şefkat, tutku, kıskançlık, güven gibi birbirinden farklı bir çok kavram girdiği için tanımlaması zor bir hal alıyor.

Türk Dil Kurumu’na göre aşk ve sevginin tanımı;

Aşk: Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu.

Sevgi: İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu.

Falcı Bacı’ya göre aşk ve sevginin tanımı;

Aşk: Dünya onun etrafında dönüyor, hiç aklından çıkmıyor ve gördüğün an içinde kelebekler uçuşuyorsa o aşktır.

Sevgi: Onu her şeyiyle kabul ettiysen, hatalarına rağmen değerini yitirmiyorsa o sevgidir.


“Aşk, içinde sevgi barındırır mı, sevgi herkese, her şeye duyulurken aşkta bu mümkün mü?” gibi sorular akıllarda dönüp dururken ikisi arasındaki farka bakalım:

–       Aşkta heyecan vardır, sevgide huzur.

–       Biri ne kadar yorarsa, diğeri o kadar dinlendirir.

–       Birinde arzu vardır, diğerinde şefkat, güven.

–       Aşkta her şeyi yapabilirsin, sevgide mantıkla hareket edersin.

–       Birinin ömrü kısadır, diğeri ölüme kadar sürebilir.

–       Aşk tüketicidir. Sevgi üretici.

Aşkın Türleri


1.  Eros (Tutkulu Aşk)

Eros, tutku ve romantizmi ifade eden en çok bilinen aşk türüdür. Fiziksel güzelliğin ön planda olduğu bu türde Eros’un oku atmasıyla birlikte kişiler ilk görüşte aşık olur. Aralarındaki çekim çok yoğun olduğu için ilişkilerini derin ve tutkulu yaşarlar.

2. Pragma (Mantıklı Aşk) 

Aşk mı mantık evliliği mi sorusuna yanıtı “mantık” olan kişilerin yaşadığı, mantığın ön planda olduğu duygulara yer vermeyen aşk türüdür. Kişiler ilişkide partnerinin mesleği, geliri, statüsüne önem verir. İlişkinin devamlılığı temel ihtiyaçların karşılanmasıyla sağlanır.

3. Mania (Sahiplenici Aşk)

Mania, sahiplenme duygusunun baskın olduğu, en tehlikeli aşk olarak tanımlanan türdür. Çünkü bu türde kişiler genellikle özgüveni düşük olan kıskanç ve bağımlı olmaya yatkın kişilerdir. İçinde bulunduğu ilişkilerde partnerini sürekli kısıtlar ve ilişkiyi zorlaştırır.

4. Storge (Arkadaşça Aşk)

Storge’nin temeli arkadaşlığa dayanan ve zamanla gelişen aşk türüdür. Arkadaş olarak başlayan ilişkiler zamanla benzer şeylerden hoşlandığını fark ederek birbirlerine ilgi duymaya başlar. Fiziksel güzelliğin geri planda olduğu bu tür genellikle sevginin ana özelliği olan güven ve sadakati içinde barındırır.

5. Agape (Bencil Olmayan Aşk)

Agape koşulsuz sevgi ve güven içeren aşk türüdür. Bu aşk türünde partnerler kendinden çok birbirlerinin iyiliğini isteyen fedakar kişilerdir.

6. Ludus (Oyuna Benzetilen Aşk)

Ludus, aşkın oyun gibi görüldüğü, eğlencenin ön planda olduğu türdür. Fiziksel görünüme ve özgürlüğe önem veren kişiler hayatlarını tek bir kişiyle geçirmek istemez. Onlar için ilişkiden sıkıldıklarında yeni bir ilişkiye geçmek zor değildir.

Peki tüm bu tanımlardan yola çıkarak sağlıklı bir ilişki için neler yapılabilir?

  • İçinde kaybetme korkusu varsa bunu yenmek veya en aza indirmeye çalışmak,
  • Kendine ait zaman aralığı belirlemek,
  • Partnerinle beraber aktivitelere katılmak. (Birlikte seçeceğiniz bir kursa katılmak, sinemaya gitmek, birbirinizin ailesine, arkadaşlarına zaman ayırmak vs.)


Aşkı ya da sevgiyi nasıl yaşarsan yaşa bir gün bitse bile kendine şu soruyu sormayı unutma! Dünyada kaç kişi bu duyguları yaşayacak kadar şanslı? Bu yüzden bulduğun her neyse bir gün biteceğini bilsen bile sonuna kadar yaşayıp keyfini çıkar.

Yazının sonuna gelirken bir de meşhur aşıklarımızın hikayelerine bakalım mı?

Leyla ile Mecnun

Leyla ve Kays (Mecnun’un asıl adı) ilkokul yıllarında birbirlerine âşık olmuşlardır. Kısa zamanda her yere yayılan bu aşkı duyan annesi Leyla’yı okuldan alır ve Kays’la görüşmesini yasaklar. Ayrılık ıstırabıyla mahvolan Kays halk arasında Mecnun diye anılmaya başlar. Başkasıyla nikahlandırılan Leyla, kocasından kendisini uzak tutmak için bir hikâye uydurur ve bir süre sonra adam ölür. Bu sırada Mecnun çöllere düşmüştür aşktan bitap hale gelmiştir.

Bir gün Leyla çölde onu bulur ama Mecnun onu tanımaz ve “Leyla benim içimdedir, sen kimsin?” der. Leyla, Mecnu’nun ulaştığı
mertebeyi anlar, evine geri döner ve üzerinden fazla zaman geçmeden Leyla hayata gözlerini yumar. Mecnun, onun mezarına uzanır hıçkıra hıçkıra ağlar. Yaradana feryat figan dualar ederek canını almasını, kendisini Leyla’sına kavuşturmasını ister. Duası kabul olur, göklerin gürlemesiyle birlikte Leyla’sına kavuşur… Artık ruhlar birleşmiş ilahi aşka kavuşmuşlardır. Bu mesnevide Fuzuli, dünyevi aşkı bir basamak olarak kullanıp onun üstünden maddeden ayrılıp tamamen ruha ait olan ilahi aşkı anlatır.

Ferhat ile Şirin 

Ferhat, Sultan Mehmene Banu’nun kız kardeşi Şirin için yaptırdığı köşkün süslemelerini yaparken Şirin’i görür ve birbirlerine sevdalanırlar. Ferhat, Sultan’a haber salarak Şirin’i istetir. Sultan, kız kardeşini vermek istemez. Ferhat’ı oyalamak için Elma Dağı’nı delip şehre su getirmesini şart koşar. Ferhat, sevdanın verdiği aşkla dağları delmeye başlar. Mehmene Banu, dağı delip suyun akacağı kanalı tamamlamak üzere olan Ferhat’ın yanına yaşlı dadısını göndererek, Şirin’in öldüğü haberini ulaştırır. Ferhat, bu acı haber üzerine, elinde tuttuğu *külüngü havaya atar, düşen külünk Ferhat’ın başına isabet eder ve Ferhat orada can verir. Ferhat’ın acı haberini alan Şirin korku ve heyecanla olayın geçtiği kayalığa gelir.

Ferhat’ın öldüğünü görünce bu acıya dayanamaz ve kayalıklardan aşağı yuvarlanarak Ferhat’ına kavuşur.

*Külünk bir kazma çeşididir.

Kerem ile Aslı

Sururi Şah ile musahibi Keşiş Yahud’un çocukları olmadığından ikisi de dertlidir. Eğer çocukları olursa birbirleri ile evlendirmeye söz verirler. Önlerine çıkan bir dervişe dertlerini açarlar. Dervişin verdiği elmaları hanımları ile yedikten sonra, Hatice Sultan bir oğlan, Keşiş’in hanımı da bir kız doğurur. Çocuklar büyür, Ahmed Mirza 15 yaşına gelir. Bir gün Mirza, avdan dönerken bir bahçede rastladığı gergef işleyen bir kıza tutulur. Bu kız ise Kara Sultan’dır. Ahmed Mirza kızla konuşup isimlerini değiştirirler. Mirza, Kerem Kara; Sultan da Aslı Han ismini alır. Daha sonra Kerem bu aşktan dolayı yemeden içmeden kesilir. Bunu babası duyar. Sururi Şah verdikleri sözü hatırlatarak kızı Keşiş’ten ister. Aslı’yı Kerem’e vermeyi kabul etmeyen Keşiş ailesiyle orayı terk eder. Üzüntüden Kerem’in dişleri ağrımaya başlar. Aslı’nın anasının dişçilik yaptığını öğrenir. Kerem diş çektirmek bahanesiyle, Aslı ile buluşur. Kerem başı, Aslı’nın dizinde 32 dişini çektirir. Ağzının kanını silerken daha önce verilen nişan mendilinden annesi onu tanır, Kerem’i oradan da kovarlar. Çektiği sevdanın bir kısmını Aslı’ya verip hak dine dönmesi için Allaha dua eder; duası kabul olur. Aslı uykuya dalar. Pirler aşk suyundan verir, hak dini kabul eder. Kerem elini yüzüne sürünce 32 dişi tekrar yerine gelir.

Keşiş düğüne razı olur. Keşiş bu sefer de, gerdek gecesi kızına sihirli bir elbise giydirir.

Gerdek gecesi düğmeleri çözüldükçe iliklenen bu elbise sabaha kadar açılmaz. Muradına kavuşamayan Kerem, imsak vakti yüreğinin derinliklerinden bir ah çeker. Ağzından çıkan alevler Kerem’i yakıp kül eder.

Keremim söylenir adım,

Arşa dayandı feryadım,

Mahşere kaldı muradım,

Yanarım Aslım yanarım.

Aslı, Kerem’in külleri başında 40 gün bekler. Küller dağıldıkça saçı ile dağılan külleri toplar. Kırkıncı gün külleri toplarken saçı tutuşur, Aslı da yanar. Onun külleri de Kerem’in küllerine karışır.

Hikayelerin özeti topuklu haber’den alınmıştır.