Sadeleşmek

Günümüzde yoğun iş yaşamı, büyük şehirlerdeki trafik sorunu gibi nedenler stresi beraberinde getirirken sadeleşmenin önemi arttı.

Sadeleşmek, sadece eşyaları azaltmaktan mı geçiyor? Cevabım, “hayır”. Ruhu, giyim kuşamı hatta çevrendeki insanları azaltmak kısaca yaşamındaki tüm karmaşalardan kurtulmak, daha az stresli bir yaşam sürmekten geçiyor. Bu yazıldığı kadar kolay olmuyor tabii. İnsan nereden başlayacağını bilemiyor, ayıp olmasın diye hayır diyemiyor, çoğu zaman kullanmasa bile eşyalarından vazgeçemiyor.

Hayatı olabildiğince sadeleştirmek yani minimalizm bu günlerin en gözde akımı. İnternette bazı sayfalarda görüyorum, bir salon ama öyle bir salon ki sanki içinde kimse yaşamıyormuş gibi son derece az eşya var. “Ne kadar derli toplu ve sade, ben de salonu böyle yapayım” diyorum ama hiçbir şeyi atmaya kıyamıyorum. En zoru da nereden başlamak gerektiğini bulamamak. Ludwig Mies van der Rohe’ın ‘Less is more’ yani “Az çoktur” sözü benim için başlangıç noktası oldu. Bir de bu dönemde sadeleşmek üzerine iki tane kitap okudum.

Sade
Begüm Başoğlu, Ege Erim

Hayatı Sadeleştirmek İçin Derle, Topla, Rahatla
Marie Kondo

Bu iki kitaptan da yola çıkarak bir liste oluşturdum ve uygulamaya başladım. Eğer sen de sadeleşmek, hafif ve özgür hissetmek istiyorsan bu listeyi kendi kurallarına göre düzenleyip kullanabilirsin. Öncelikle gerekli değişiklikleri yapabilmek için ruhen hazır olmak yani fazlalıklarla vedalaşmak gerekiyor. Yukarıda dediğim gibi bu zor ama başarılmaz değil.

Peki Nasıl Sadeleşeceğim / Sadeleşeceksin?

Ben kolay uygulanabilir olması için sadeleşme fikrini üç ana bölüme ayırdım. İlk olarak yaşam alanından başladım. Evde sadeleşmeyi yakaladıktan sonra kendinde ve ilişkilerinde yapacakların daha kolay olacak.

1. Yaşam Alanında Sadeleşme

“Bir gün ihtiyacım olursa” diye tuttuğun eşyalar, gelen hediyeler, modası geçenler, “ileride yine aynı kiloya gelirim” diye sakladığın kıyafetler, “ama bunun anısı var” dediklerin yıllar geçtikçe evinin büyük bir kısmını kaplamaya başlıyor. Dolap içleri için yapılan organizatörler, güzel kutular, vakumlu poşetler istifleme isteğini daha çok tetikliyor.

Belki de en önemli soru “nasıl başlayacağım?” Sen de bu noktada zorlanıyor ve bir türlü başlayamıyorsan aşağıdaki listeden faydalanabilirsin.

a. Başlamak için kendine bir liste oluştur 

Sadeleşmek için okuduğum yazıların çoğu yatak odasından başlamayı öneriyor. Burayı hallettikten sonra evin diğer kısımlarına geçmek daha kolay.

Kendi isteğine göre bir liste yapabilir ve adım adım ilerleyebilirsin. Tamamladıkça biten yerlerin üstünü çizmek motivasyonunu daha çok arttıracaktır.

Örnek bir liste:

  • Yatak odası
  • Diğer odalar
  • Mutfak
  • Banyo
  • Salon

b. Her seferinde bir odada çalış

Bir yerden başladıysan o yeri bitirmeden başka bir yere kesinlikle geçme! Örneğin “yatak odasından başladım, biraz şu mutfağı yapayım sonra yatak odasına geri dönerim” dersen bir anda işler karmaşıklaşır, büyür ve sen bu karmaşada kaybolabilirsin. O nedenle yatak odasından başladıysan orayı tamamen bitirdiğini düşünmeden başka bir odaya geçme.

Sadeleştirme ile ilgili ipuçlarına aşağıda daha detaylı olarak değineceğim.

c. Zamanlama koy 

Sence yıllardır aldığın tüm eşyaları bir günde sınıflandırman mümkün mü? Bunu bu kadar kısa sürede yapman tabii ki beklenemez. Bir gün, bir hafta, bir ay hayat temponun yoğunluğuna göre kendine gerçekçi bir zaman belirle.

Planda olmayan nedenlerden dolayı bu zamanlamaya tam uyamazsan sakin moralini bozup da pes etme! Başta yazdığım gibi sadeleşmek kolay bir süreç değil. Ama başardıktan sonra kendini öyle bir hafiflemiş hissedeceksin ki buna sen bile inanamayacaksın.

Sadeleşirken ve sadeleştikten sonra nelere dikkat etmek gerekir?

Sadeleşirken, kendine sorman gereken en önemli soru “bunu kullanıyor muyum?” cevabın evet ise “ne sıklıkla?” sorusunu da sorulacak sorulara ekleyebilirsin. Cevabın hayır ise zaten o eşya ile kolaylıkla vedalaşabilirsin. Asıl zor olan kullandığın veya kullandığını sandıklarınla vedalaşmak. Bazen istemsiz bir şekilde eşyalarla duygusal bağ kurarız. Mesela; o kıyafeti evlilik yıl dönümünüzde giymiştin, o tabakla eve ilk taşındığınız gün yemek yemiştiniz, o biblo evinin dekorasyonuna hiç uymuyor ama en iyi arkadaşın hediye etmişti…

Onların sadece bir eşya olduğunu unutma! Değer senin duygularında, onlarda değil. Yine de vazgeçemiyorsan seni iyi tanıyan bir arkadaşından yardım alabilirsin. O, senin eşyalarınla duygusal bir bağ kurmadığı için daha objektif olacaktır. Araştırmalar bir yıldan uzun süredir kullanmadığın kıyafetlerin ya da eşyaların bir daha kullanılmadığını ya da nadiren ihtiyaç anında kullanıldığını söylüyor.

Sadeleştikten sonra süreç bitmiyor. Tüketimin bu kadar yoğun olduğu günümüzde maalesef dikkatimizi çeken, düşünmeden almamıza neden olan ürünler çok fazla. Bu yüzden bir şey almak istediğin zaman mutlaka kendine şu soruyu sorman gerektiğini hatırla “buna gerçekten ihtiyacım var mı?”

Bu elemeden geçtikten sonra diğer önemli nokta ise; bir şeyin yenisini alırken evdeki eskiyle vedalaşman. Mesela eve yeni bir masa örtüsü alacaksan, dolabında belki en arkalarında duran ve hiç kullanmadığın ya da çok sık kullandığın için eskiyen bir masa örtüsünü atmalısın. Eğer atmazsan birkaç yıl sonra yeniden bir sadeleşme sürecine girmen gerekecek.

2. Ruhunda/Bedeninde Sadeleşme

Odanda, salonunda kısaca yaşam alanında ihtiyacın olduğu kadar eşya ile yaşamaya başlayınca bu hafifleme isteği ruhuna da yansıyacak. Fazlalıkların gözünü yormadığı bir evde meditasyon yapmaya ne dersin? Sevdiğin bir müziği açıp (tercihen enstrümantal) rahat bir pozisyonda oturup kendi kendini dinlediğin, kafandaki sorulardan uzaklaştığın 10-15 bile dakika ruhuna iyi gelecektir.

Çoğu zaman ağır yemeklerle bedenine haksızlık ediyorsun. Kızartmalar, bol şerbetli tatlılar yemek ya da hazmetmeni kolaylaştırması için kahve içmek yerine sebze ağırlıklı hafif bir yemek yiyebilir, canın tatlı istiyorsa güzel bir meyva ile günü tamamlayabilirsin. Çünkü ruhun gibi bedeninin de sadeleşmeye ihtiyacı var. Aklına çok kalorili bir şey geldiğinde, kendine “gerçekten bunu yemek istiyor muyum?” sorusunu sorabilirsin.

3. İlişkilerinde Sadeleşme


Hayatının büyük bir bölümü iş yerinde geçiyor. Biliyorum, ilişkiler çoğu zaman istediğin gibi olamıyor. Hırslı, egosu yüksek insanlar karşına çıkabiliyor, oradan istifa etsen başka yerde de bu tarz insanların olmayacağı garanti değil. İş hayatını dilediğin gibi şekillendiremeyebilirsin ama sosyal hayatın için aynı durum söz konusu değil. Ayıp olmasın diye gitmen gereken yerlere gitmeyebilir, bir şeyler paylaşmayı sevmediğin insanlarla vakit geçirmeyebilirsin. Herkesle küs, tek başına kal demek istemiyorum. Hayattaki her an çok değerli, sevdiğin kişilere daha çok zaman ayır.

Mutluluğa giden yol hafiflemekten geçiyor. Bunu yaşam alanında, ruhunda, ilişkilerinde yapabilmek senin elinde!